Size daha iyi hizmet sunabilmek için web sitesinde bazı çerezler kullanmaktadır. İstediğiniz takdirde çerezleri reddedebilirsiniz. Detaylı bilgi Çerez Politikası

GENÇ FRANSIZ BİR ECZACI İSTANBUL'A SEYAHAT EDER

Hikayemiz 1895 yılında Rue De Pera’da başlıyor. Genç Fransız bir eczacı olan Jean Cesar Reboul, Hopa - Trabzon otoyolunun yapımında mühendis olarak çalışan babasını ziyaret etmek için Trabzon'a gitmek üzere İstanbul'dan geçer. İstanbul, eski dünya gizeminin ve modern ticaretin eşsiz karışımıyla onu adeta büyüler. İçindeki girişimci uyanır ve hikaye Beyoğlu'nda, Grande Pharmacie Parisienne - Büyük Paris Eczanesi adıyla Türkiye'nin ilk eczanelerinden birini kurmasıyla başlar. Osmanlı’nın son dönemine tanıklık eden ve günümüze kadar kurulduğu yerde yaşamını sürdüren tek eczanedir.

ÇIRAKLIĞA GİRİŞ

Cumhuriyet tarihinin ilk eczacılarından Kemal Müderrisoğlu, Mösyö Reboul'a, ilk kez İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nin ilk yılında çıraklık eğitimi için başvurur. Kemal bir ustanın ayaklarının dibinde işi öğrenmek istiyordu. Ancak Mösyö Reboul inatçıydı. Grande Pharmacie Parisienne'de çıraklık yapmaya uygun olabilmek için, genç adamın Fransızca konuşmayı öğrenmesi gerekiyordu. Kemal azimliydi. Fransız Konsolosluğu'nda akşamları verilen dil derslerine kaydoldu ve ertesi yıl Mösyö Reboul'a, yeni dil becerileriyle donanmış olarak ve aynı kararlılık seviyesiyle döndü. "Neden bu eczaneye gelmekte ısrar ediyorsun?" diye soran Reboul'a, Kemal "Sizin çok farklı bir eczacı olduğunuzu biliyorum ve bu yüzden mesleği sizden öğrenmek istiyorum" diye cevap verdi. Kararlılığı işe yaradı. Kemal 1920 yılında, Mösyö Reboul ile birlikte çıraklığına başladı.

ÇIRAKLIKTAN ORTAKLIĞA

Kemal, 1923 yılında İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nin ilk mezunlarından biri olarak eğitimini tamamladığında, hükümetten kazançlı bir iş teklifi aldı. Yine de onun yerine, onun akıl hocası ile birlikte çalışmaya devam etmeyi tercih etti, böylece eczacılık alanındaki araştırma ve geliştirme tutkusunu takip edebilirdi. Sonraki on yıl boyunca, iki eczacı yan yana çalıştı; mesleklerine duydukları müşterek merak ve hayranlık onları ileriye taşıdı ve müşterileri için yenilikçi, ileri görüşlü ürünler oluşturmalarını sağladı.

Çalışan elemanlara örnek teşkil edecek bir başarı gösteren Kemal Müderrisoğlu ile Mösyö Reboul’un usta-çırak olarak başlayan ilişkisi bir baba-oğul gibi yıllarca sürüyor. 1936 yılında Mösyö Reboul, Kemal'i eczaneye ortak olmaya davet etti ve akabinde eczanenin adı Kemal ve Rebul Eczanesi olarak değiştirildi.

BİR İKON DOĞUYOR: EFSANEVİ REBUL LAVANDA

Rebul Eczanesi'nin ünü hızla ve prestijle büyüdü ve özellikle bir ürün, REBUL LAVANDA, eczanenin, müşterilerin aklındaki ve gönlündeki yerini sağlamlaştırmaya yardımcı oldu. Türk halkının ikonik ürünü ve evlerimizde bir asır misafirliğini sürdürecek olan Rebul Lavanda Kolonyası'nın hikayesi 1938' de başlıyor. Önceleri Bay Reboul'un bahçesinde yetişen lavantaların uçucu yağlarından eczanenin altındaki laboratuvarda elde edilen kolonya, daha sonra her yıl Fransa’nın güneyinde Grasse kentine yakın bölgelerden gün ağarana kadar toplanan, kokusuyla fabrikanın ağır havasını yok eden, Lavanta çiçekleri ile üretilmeye başlanır. Rebul Lavanda, kısa süre içinde Pera’ nın erkekleri başta olmak üzere, İstanbul beyefendilerinin kokusu haline gelir. Rebul Lavanda kolonyadan ziyade, daha çok babadan oğula geçen farklı bir mirasa dönüşür. Öyle ki, Beyoğlu'nda dolaşmak için Rebul’un lavantasının sürülmesi gerektiği, kuşaktan kuşağa bir efsane olarak aktarılır. Rebul Lavanda bir kolonyadan öte, o dönemin en popüler erkek parfümü, kuaförler tarafından saça uygulanarak stresten arındırıcı bir mucize, her eve götürülen en prestijli hediyesi olmuştur. Rebul Lavanda, lavanta denilince Rebul’u, Rebul denilince lavantayı çağrıştıran geçmişi ile Osmanlı'dan günümüze ülkemizin klasikleşen kolonyasıdır. 1981 yılında, kolonyanın ikonik statüsü, en üst kalitede parfüm ve cilt bakım ürünleri yaratma konusundaki yorulmak bilmez adanmışlığımızı fark eden ve onaylayan bir kuruluş olan 'Uluslararası Güzellik Ürünleri Dünya Kalite Kontrol Merkezi' tarafından altın bir madalya ile ödüllendirildi.

GÜNÜMÜZE KADAR YAŞAMINI SÜRDÜREN TEK ECZANE: REBUL

Sene 1939’u gösterdiğinde Bay Reboul ülkesine dönerken, gözü gibi baktığı eczanesini, hayattaki tek yakını olan genç ve çalışkan eczacı Kemal Müderrisoğlu’na devreder. Akabinde eczanenin ismi Rebul olarak değişir. 125 yıl önce Türkiye’nin ilk eczanesi olarak, Beyoğlu’nda kurulan Rebul, o günden beri İstanbul’un en canlı bölgesinde, milyonlarca müşterisinin sağlık ve güzellik ihtiyaçlarını karşılamak için kendi laboratuvarlarında özel ürünler ve formüller oluşturmaya devam ediyor.

YÜZYILDAN FAZLA SÜREN BİR BAĞLILIK

1895'ten beri cilt bakım ürünleri ve kokular üretiyoruz. O dönemde edindiğimiz bilgi birikimi ve deneyim, kuşaktan kuşağa aktarıldı. Bir miras gibi aktarılan eczacı ruhu, müşteri ile aramızda eşsiz bir bağ kurmamızı sağlıyor. Uzun geçmişimiz, müşterilerimize nesiller boyu güzellik ve sağlık ihtiyaçlarını önemsemekten gelen bağlılığımız anlamına geliyor.

ECZACILIK GELENEĞİ ATELIER REBUL'DA YAŞIYOR

125 yıl öncesinden ilham alarak, eski bir kozmetik atölyesi gibi yeniden yorumlanan Rebul, şimdi ATELIER REBUL mağazalarıyla, nesillerdir süregelen bilgi birikimi ve deneyimi sayesinde, doğanın saflığını bir sanatçı hassasiyetiyle işliyor, güzelliği ve sağlığı bilimsel uzmanlıkla bir araya getiriyor. Kurucumuz Jean Cesar Reboul’un ‘’Kalite ve Güven Rebul Ailesinin En Önemli Mirasıdır’’ sözü ise bugün yaptığımız tüm çalışmaların özünü oluşturuyor.

HER İÇERİĞİN BİR AMACI VAR

Doğa ve farmakoloji arasında önemli bir bağın olduğuna inanıyoruz. Farmakoloji uzmanı bir marka olarak bitki özleri hakkında çok şey biliyoruz. Çoğu sağlık sorununun cevabının doğada olduğuna inanıyoruz. Eczacılık köklerimizle, çözmeyi denediğimiz soruna hangi bitkinin en iyi sonucu vereceğini biliyoruz. Eczacılığın vazgeçilmez bir parçası olan geleneksel havan ve tokmak bilgisi ve yöntemlerini alıp, bunları güvenli ve sağlıklı formüller oluşturmak için kullanıyoruz. Yüksek doğal içerikli formüller yaratıyoruz. %100 güven %100 şeffaflık felsefesini benimsiyoruz.

1895’ten bu yana 1.500.000’ dan fazla formüle sahibiz. Koleksiyonlarımızda 120 yılı aşkın süredir yarattığımız geleneksel bitki içerik bilgilerimizi ve yöntemlerimizi kullanıyoruz. Bunlar aynı zamanda bilimsel uzmanlıkla harmanlanmış, kanıtlanmış test sonuçlarına sahip doğal içerikler oluyor. Örneğin; yeni koleksi yonumuz Pharmacy’ de sağlıklı cilt, beden ve zihin için vazgeçilmez olan canlı prebiyotik ve probiyotikleri kullanıyoruz. Mumlarımızı bitkisel baz ile zenginleştiriyoruz. Kolonya içeriklerimizi dünyanın her köşesinden seçtiğimiz (Isparta'dan güller, Bodrum'dan mandalinalar, İtalya'dan yaseminler, Grasse'dan lavantalar vb.) çeşitli içeriklerle geliştirdik. Zamansız koku uzmanlığımıza dayanarak, cildiniz ve ruhunuz için en iyi, en kaliteli ve güvenli içerikleri seçiyoruz. Ürünlerimizde paraben, mineral yağ, ftalat gibi kimyasallar kullanmayarak tüm ailenin ve tüm ciltlerin güvenle kullanabileceği şekilde tasarlamaya özen gösteriyoruz. Saç bakım ürünlerimiz saç köklerini kirlenmeye ve diğer çevresel serbest radikallere karşı korumak için mükemmel olan brokoli özü içeriyor. Ürünlerimiz, duyularda detoks yapan yeşil çay özü ve neşe hissi verip ruh halinizi aydınlatan zarif bir çiçek kokusu olan Erguvan gibi malzemeler kullanılıyor.